osman's profileOSMAN PhotosBlogListsMore Tools Help

OSMAN

MeVLaNa

 

     Die Grafik                MEVLANA'DAN ALTIN SÖZLER         Die Grafik

 

 

 Mevlana Jelaleddin Rumi

"Gene gel! gene gel! her ne isen gene gel! kafirsen, atese tapiyorsan, puta tapiyorsan da, gene gel,
Bu bizim dergahimiz umutsuzluk dergahi degil,
Yüz kere tövbeni bozmussan da gene gel!"
                                                            Hz.Mevlana
         
                                                       

YEDi ÖGÜT

Cömertlikte yardim etmede akar su gibi ol,

Sefkat ve merhamette günes gibi ol,

Baskalarinin kusurunu örtmede gece gibi ol,

Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,

Tevâzû ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol,

Hosgörülükte deniz gibi ol,

Ya oldugun gibi görün,
Ya göründügün gibi ol !

 

( MEVLÂNÂ )

       

 

 

.................................................................

Forum Grafik
-
O büyük hoş görüyle bir çağrı etmiş ise
“Gel, gel, ne olursan ol yine gel” demiş ise
Kucağını herkese açmak istemiş ise

Gel dediyse imansız gel demedi Mevlana!
Tövbe et dedi, öyle kal demedi Mevlana!

Dedi ki ey insanlar bu kapıdan girilir
Buradan girenlerin ümitleri dirilir
Bu dergah öyle dergah bunda güller derilir

Gülistana buyurun yol demedi Mevlana!
Kimseye başka dinden ol demedi Mevlana!

Allah’a çağırmıştı, çağırmadı kendine
İnsanları her dinden çağırmıştı bu dine
Gel, yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine

Gel dedi eski dinde kal demedi Mevlana!
Cisminle dön bir de ney çal demedi Mevlana!

Aşk tır ki...

      

http://www.cafeonbes.com/modules.php?name=asktirki

SİTE ZİYARETE DEĞER GÜZELLİKTE..ALLAH RAZI OLSUN..

 

TEMBELLİGE VE MAZERETE SON

Halkımız arasında meşhur bir söz vardır. Derler ki: “İsteyen bir yol bulur, istemeyen de mazeret bulur.” Bu söz, günümüzdeki Müslümanların bir bölümüne şıp diye oturuyor. İnsanlar yapmaları gereken şeyleri “azgın nefis”in telkin ve teşvikleriyle yapmadıklarından dolayı kendilerini temize çıkarabilmek için mazeretler uyduruyorlar. Uydurdukları mazeretleriyle kendi sığınakları oluşturuyorlar. Halbuki bu tür davranış içerisine girenler ancak bilerek ya da bilmiyerek kendi kendilerini aldatıyorlar. “Günahları”nı, “tembellikleri”ni, “ihmalkârlıkları”nı, “vesveseleri”ni mazeret kılıfıyla örtmeye çalışanların “zerre miktarı hayır ve şerrin hesabının görülecegi” günde imtihanı kaybetmesinden endişe ediyoruz. Günümüzün tembellik ve mazeret içerisinde bocalanan bazı meselelere bakalım, Hangi konularda tembellik yapıyoruz ? * 1.) Allaha kulluk noktasındaki tembellik en tehlikeli olanıdır. Bilindigi gibi tembel insanlar zamanında yapacakları işi devamlı ertelerler. Namaz kılınması lâzım: Yarın kılarım derler yarınlar bir türlü gelmez. Ramazanda Oruç tutması gereklidir: Bin türlü mazeret hazırlar. Zengin sınıfında ise Zekat vermesi icabeder: Hep bir sonraki sene toptan veririm der ama miktar arttıkça ertelenen sene sayısı da artar. Bu ve buna benzer İtikat,İbadet,Muamelat, ve her türlü dini noktalarda Allaha kullugunu erteleyen Müslüman öyle bir zamana rastlarki; Ecelin ertelenmedigi vakit gelmiştir. Hayıflanmak, üzülmek, esef etmek te artık çare degildir. Aklımızı başımıza alalım ve her âmelimizi zamanında yapmaya ğayret edelim. Çünkü yaşadıgımız hayatın yedegi yok. Ahirette de kandırılacak, aldatılacak, mazeret dinliyecek birilerini bulamayacagız. 2.) Kitabımız Kur’ân’ı Kerime yeterli derecede vakıf olmaktan uzagız. Kuranı anlamıyoruz, İşin garip olan tarafı anlamaya da çalışmıyoruz. Hep birileri okusun, birileri anlatsın lâkin biz yüzünden dahi okuyamayalım. Eger böyleysek acınacak durumdayız demektir ve en kısa zamanda Kurana hizmet yönünde önce kendimiz kitabımıza sarılacagız, sonra eşimize ve çocuklarımıza Kuran sevgisini aşılıyacagız. Çevre çevre Kuran halkasını genişletecegiz. Kuranın hizmetçisi olacagız. Çünkü Peygamber efendimiz mealen buyuruyorki: ** sizin en hayırlılarınız Kuranı ögrenen ve ögretenlerinizdir.** Müslümanlar için çok önemli olan bu müjdeli habere sımsıkı sarılacagız. İnanıyoruzki; Kurtuluş sadece Kuranda ve İslamdadır... 3.) Müslümanlar Kur’ân’ın sınırlarını çizdiği helâl-haram hudutlarını kesinlikle ihlâl edemezler. Yalnız bu hudutları tayin etmek te İlim ile olur. Onun için Kitabımızı çok okuyacagız. Anlayana, kavrayana kadar ondan kopmayacagız. Zorda kaldıgımız her an ona sarılacagız, Edebimiz, âhlakımız, Yaşantımız, velhasıl her adım atışımız kitabımıza uygun olacak. Kuranı anlamaya götürücü bütün ilimlerden faydalanacagız. Tefsir, Hadis, Akait, Fıkıh, Kelâm, İnsanlık ve İslam tarihi gibi ilimleri okuyup ögrenmeye ğayret edecegiz. Bu yolda bütün imkanlarımızı harekete geçirecegiz. Kuran ögrenimi ve ögretimi ile geçen zamanımız bilelimki; Vakitlerin en güzeli olacaktır. Kitabımızı ögrenemezsek nasıl yaşayacagız ? Sahabe önce 10.Ayet ögreniyordu. Sonra ögrendiklerini yaşıyor, hayatına tatbik ediyordu, sonra bir 10. Ayet daha ögteniyor ezberliyor böyle böyle İlim – Âmel bütünlügünü yaşamada bizlere örnek oluyorlardı Allah (cc) onlardan razı olsun. *4.) İlim tahsili konusundaki vurdumduymazlığımız ne yazıkki günden güne artmaktadır. Bu konu daha iyi anlaşılır ümidiyle AMARAT tan misal verelim. Daha çok degil otuz kırk sene önce yüzlerce Kuran Hafızı vardı ve bu insanlar bildiklerini ilimleri ölçüsünde çevre köylerle, kentlerle paylaşıyorlardı. Yaşı 45-50. nin üzerinde olanlar çok iyi bilirler, gençlerde Ana-babalarından, büyüklerinden konuyu araştırabilirler. Peki ne olduda Kuran Hafızlıgından koptuk ? Neden şimdilerde İlim adamı yetiştiremiyoruz ? Ne olur artık dünyamızı mamur hâle getirmeyi, dünya malına canla başla sarılmayı birazcık erteleyelim birazda Dinimiz için ğayret sarf edelim. İnanıyoruzki; Dinimiz düzelirse hem dünyamız, hemde Ahiretimiz nurlanacaktır. Şükürler olsun çogumuzun hali vakti yerinde, imkanlarımız çok geniş. Alahın dinine sarılmayı ertelemeyelim. Artık tembellik ve mazeret zamanı geçti diyelim ve Dinimizi saglam kaynaklardan ögrenelim ve Hayırlı âmellerle hem dünyamızı hem Âhiretimizi kurtaralım... * 5.) Müslümanların İnsanlıga faydalı olacak faaliyetlere koşması zaruridir. Bu tür sosyal faaliyetlerden kişinin kaçması kendi kendinden kaçması, kendi kendisini aldatması demektir. Müslümanlar artık kendilerini ciddiye almalarının vaktinin geldigini hesap etmelidirler. Akıl baliğ yaşını idrak etmiş olanlardan itibaren kimse kendisini geri planda göremez. Yaşı ilerleyenler * Artık yeşeripte bostanmı olacagım * düşüncesiyle kendilerini bu hizmetin dışına çıkaramazlar. Bu din kadını, erkeği, yaşlısı , genci, Fakiri, zenginiyle yaşanmak için Rabbimiz tarafından Peygamber efendimiz (sav) aracılıgıyla bizlere ulaştırılmıştır. 1400. Küsur senelik geniş bir İlmi birikim bizlere kadar taşınmıştır. Bizlere sadece İhlasla,İslam dinine sarılmak kalıyor Tekrar ediyoruz Tembellige ve Mazerete geçit yok diyecegiz. Arif Nihat Asya ne diyor şiirinde: * Hâla ne diye oyunda oynaştasın. Fatihin İstanbulu fethettigi yaştasın.* Evet kendimizi ciddiye alalım. Biz ciddiye almazsak hiç kimse bizi adam yerine koymaz. Yaratılmışların en şereflisi oldugumuzu bilelim ve buna lâyık olalım... 6.) Şeytanın en büyük ugraşı bütün insanlıgı yoldan çıkartmak için çalışmak ve bu ugurda Kıyamete kadar ğayret göstermektir. Aman Şeytana ve şeytanın uşaklarına fırsat vermeyelim. Şeytan Haramları, günahları, Dinimizin çirkin buldugu bütün âmelleri allayıp pullayıp yandaşlarına güzel gösterecektir. Haramların kapısını sonuna kadar açacak Zinacıyı, içkiciyi, kumarcıyı, yalancıyı, iftiracıyı, hasta ve illetli beyinlilerin hepsini geçici olarak koruma altına alacak, onların dostu gibi görünecek, Vesvesesi ile muhatabını sapıklıga sürükleyincede zevk ten dört köşe olacak, İnananların kalbine şirk tohumlarını atmak için asker sayısını sürekli artıracak, İsyan bayragının Kıyamete kadar taşıyıcılıgını üstlenecektir. Aman şeytanın hilesine, desisesine, aldatmalarına kapılmayalım. Uyanık olalım. Kış uykusuna yatmış olanları da uyandırmaya ğayret edelim. Ömrümüzün geri kalan kısmını Allaha ve Peygamberine (sav) baglılıkla geçirelim. Unutmayalım: Şeytan bizim günahlardan tevbe etmemizi istemez. Şeytan bizim Hidayete, kurtuluşa kavuşmamızı istemez. Şeytan bizim Allaha sıgınmamızdan hoşnut olmaz. Şeytan bizim Namaz kılmamızı , SECDE etmemizi istemez. Müslümanlar günah işledikten sonra, Pişmanlık duyup tevbe kapısına yapışınca o kusur ve günahlarından kurtulacakken, Güzel niyetleriyle iblisi çatlatması gerekirken Hâla tembellik ve Mazeret hastalıgını gündemde tutarak hayatını sürdürüyorsa o insanın alçalışı ve düşüşü hızlanır Allah korusun * ESFELİ SAFİLİNE * Yani aşagıların aşagıların aşagısına yuvarlanır. İnsanlık şerefini ayaklar altına alır ve Hayvanlardan daha aşagı derecelere iner. Akıl nimetinin bize tanıdıgı güzellikle diyoruzki Allaha ve onun Rasülüne (sav) İtaat etmekle Şeytanı, lanetli iblisi çıldırtalım. Allahın gazabına ugramaktan korunalım. Samimiyetle ve sadakatla dinimize baglanalım, sarılalım. Mazeret kulpuna sarılıp oradan ayrılmamak bir hastalıktır. Peki, bu halden kurtulmanın çaresi nedir? Ne yapmalıyız ki, nefsimizin esiri olmaktan kurtulup kusurlarımızı kabul edip islah yolunda ciddi adımlar atmak gibi bir yola girebilelim? Hakkı hak bilip Hakkı kabul edecek, batılı batıl bilip, batıldan şiddetle kaçınacak bir şuur kazanabilelim? Bunun için ilk yapılacak şey samimi olmaktır. İkincisi, kişinin kusurunu anlaması ve bu kusurdan dolayı yaptıklarından pişman olmasıdır. Bunlar temizlenmenin rıza makamına ermenin ilk basamağıdır. Bundan sonra, bu noktaya gelen kula istiâze (şeytandan ve her türlü şerlerden Allah’a sığınmak) ve istiğfar (tevbe etmek) kapılarına ihlâsla ve bir daha şeytana dönmemek üzere yönelmek gerekir... Dahası var: Bundan böyle ibadette devamlı olmak, günahta ısrarcı olmamak, sıkıntı ve musibetlerde “sabır” ve “takva” elbisesine bürünmek icab eder... Artık nefsin elinden “mazeret uydurma” yetkisi alınmıştır. Bu yetkinin alınmasıyla insan necat ( Yani kurtuluş) yolunu bulmuş demektir. Niyetlerimiz samimi olsun. İyilikler içinde olmaya kesin tavırlarla yönelelim. Günahlarımız için mazeretler uydurmaya yeltenmeyelim. İmanda sebat edelim. İbadetlerimizde sadakatimizi gösterelim. Allah (CC) kendisine kullukta samimi olanları daima yüceltir. Şeytanın en önemli hedefi insanların doğru yoldan sapmalarını sağlamaktır. Bu amacını gerçekleştirmek için her türlü yöntemi deneyen şeytan, insanlara sağlarından, sollarından, önlerinden ve arkalarından yaklaşır. İrade kullanmayan bir kişi şeytanın çağrılarına kolaylıkla kapılıp, onun istediği şekilde hareket eder. Buna karşın Allah'a teslim olan iman sahipleri şiddetli Allah korkularından dolayı Rabbimizin razı olacağını tavırları göstermede irade gösterirler. Dinden uzak yaşayan toplumlar üzerinde şeytanın tembellik telkini çok şiddetlidir. Çünkü tembellik insanı İslam’ın getirdiği güzel ahlâktan uzaklaştırır. Eğer düşüncede ve iradede şiddetli bir tembellik varsa, o anda bu kişinin dinin gereklerini hakkıyla yaşaması mümkün olmaz. İnsanların çok büyük bir kısmı tembelliğin ne olduğunu tam olarak kavramazlar. Tembelliği daha çok, emekli olmuş, hiçbir işte çalışmayan insanların özelliği olarak düşünürler. Oysa tembellik sadece hiç hareket etmeyen, çalışmayı sevmeyen, dolayısıyla sürekli olarak yan gelip yatan bir insan modeli değildir. Şeytan bu tür bir tembellikle de insanları yönlendirmeye çalışmaktadır. Ama asıl önemli olan fikir tembelliği, yani düşünmemektir. Çünkü eğer insan iradesini hiç kullanmaz ve şeytanın bu etkisine kapılarak düşünmekten kaçarsa o zaman anlayıştan yoksun, apaçık olan gerçekleri göremeyen, düşünmesi gerekenler detaylıca anlatılsa bile bunları kavrayamayan bir insan haline gelmektedir. Kur’an’da bu anlayışsız insanlara ve özellikle çok sayıda olmalarına pek çok ayet ile dikkat çekilmiştir. *** Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı dönmezler. (Bakara Suresi, 18) *** Dediler ki: ***"Bizim kalplerimiz örtülüdür." Hayır; Allah, inkarlarından dolayı onları lanetlemiştir. Bundan dolayı pek azı iman eder. (Bakara Suresi,88)*** ***Peki, sana Rabbinden indirilenin gerçekten hak olduğunu bilen kişi, o görmeyen (a'ma) gibi midir? Ancak temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünebilirler. (13 Suresi. 19)*** Allahım bizleri hakkı hak bilip hakka baglanan, Batılı batıl bilip batıldan kaçınan ve korunan kulların zümresine dahil eyle.

İNLERKEN NAR-I KALBİM

 

 

 
                                               
pal.gif
pal.gif
                      
pal.gif
pal.gif
                                     
pa.gif                   
pal.gif
    
              
 
pal.gif
                             animation2.gif                                                       pa.gif                                                                                                      
               

                               Nasip olurmuki Sultanım Haremgâhında can vermek         
                                                                                                                                
                                                                                                                  
                                                                                                                                 

                                                                                                                              
                                                                        
                                                                                                                              
                                                                                              

 
pal.gif
 

                                             
              
pal.gif
 

En Sevgiliye..


 

 


 
 

 

 KIRMIZI

Image Hosted by ImageShack.us 


Sana sâlat ve selam
Efendimize
 
      
 
 
(izlemek lütfen yukardaki yaziya tiklayiniz) 
 
 
    picture<img

Namaz Koridoru: Sabır Koridoru

Dervişin ancak sabredeni muradına ermiş. Sabır, kardelen coşkusu yaşamakla eşdeğer. Aynalara bakıp güzelleşmeyi ummak gibi, biraz delice! Yalnız, veren O olduktan sonra, ölsek ne gâm. "Dönen alçak olsun" deyip söz vermişsek, sabır mihenk taşımızdır artık. Bütün heveslerimizi kırsa da ahvâlimiz, çamurun bile şekil aldığını, alıp da ahsen-i takvim sırrına mazhar olduğunu hatırlamak ümitlerimizin yağız atı oluyor.

İşte namaz, çile ve aşk koridorunda sabır taşı gibi elimizden tutan, tutup da arş-ı âlaya yükselten bir helezon oluveriyor

yakalayabilene!    

 img411/7384/besmele26kv3od.jpg

 

 

SENI kaybeden neyi bulur ?
SENI kazanan neyi kaybeder ?
 

 

Ya$amak ama Inadina...

 
Agitlar yakarim....Destanlar yazarim....Siirler Okurum...Türküler söylerim sevdigim yanliz senin icin...
 
Yasamaksa herkesin inadina yasamaktir benimkisi...
 
Allah A$ki ile yanip tutusan Gönlüm
 
Herseyden vazgectirir beni
 
...
 
Yasamaksa Inadina
 
Sevmekse Allah icin
 
Ya Sabretmek?
 
--->Büyüklüktür<---
 
 
Güleceksin  Inadina I$te Hayat Budur...
 
(Allah A$ki ile Yansin Yürekler)

 
 

 

veciz.gif  

Nasihat istersen ölüm yeter. Evet, ölümü düşünen, dünya
sevgisinden kurtulur ve ahiretine ciddî çalışır.”

“Dost istersen Allah yeter. Evet o dost ise, herşey dosttur.”

 

Düşman istersen nefis yeter. Evet kendini beğenen, belâyı bulur
zahmete düşer; kendini beğenmeyen, safayı bulur, rahmete gider.”

 

 

 

 

 

Zulmü alkislayamam, zalimi asla sevemem,
Gelenin keyfi için geçmise kalkip sövemem.
Biri ecdadima saldirdi mi hatta bogarim..
- Bogamazsin ki!
- Hiç olmazsa yanimdan kovarim.

Üç buçuk soysuzun ardinda zagarlik yapamam;
Hele hak namina haksizliga ölsem tapamam.
Yumusak basli isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boynum.

Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta cigerim,
Onu dindirmek için kamçi yerim, çifte yerim.
Adam aldirmada gec git, diyemem, aldiririm
Çignerim, çignenirim, hakki tutar kaldiririm.

MEHMET AKİF ERSOY


Seven O Sevdiren O Özleten O Hatırlatan O Özleyince dua ettiren O ,
Sevmek ne güzel,Kimbilir sevmeyi yaradan nasıl güzell..!!!

 

 
Kuran-ı Kerim (Rahman suresi 37. Ayet)
Bismillahirrahmanirrahim;
Gökyüzü yarıldığı zaman açılmış bir gül halini aldığında. Başka hangi şeyle Rabbinizi yalanlamaya kalkışırsınız ? ( Rahman suresi: 37)

.

  

 FİRDEVS-İ ALA

Mevla Bilir YA

 

Vefasiz dost icin yanma bukadar

Nankörlük beserin hamurunda var

Gördügün yarayi sen yinede sar

Kullar bilmesede Mevlâ bilir ya

 

Gönüller sarrafi neyler parayi 

Bilir ki sahtedir dünya sarayi

Yoksulun bagrinda binbir yarayi

Kullar sarmasada Mevlâ sarar ya

 

Senki bozmadikca niyetlerini

Uzatmaz kalbine seytan elini

Temiz anlindaki ter bedelini

Kullar vermesede Mevlâ verir ya

 

Öfkeye kapima sözü hos eyle

Kur-ân`da Allah`in buyurugu böyle

Amac ibadetse sakince söyle

Kullar duymasada Mevlâ duyar ya 

 

 

“Benim kalbim temiz” demek yeterli mi?

 

Günümüzde, “Benim kalbim temiz, zira ben insanları çok seviyorum, hep onlar için hayra koşuyorum.” diyen nice insan vardır. Halbuki temiz kalbin, öncelikle Allah’ı (cc) inkardan, tereddütten, şirkten arınmış olması gereklidir. İçinde küfrün kol gezdiği bir kalb ne kadar insanca davranışlar içinde de bulunsa temiz olamaz.

Aslında insânî değerlere saygılı olmak çok önemlidir. Ancak hem o değerleri gerçek yüzleriyle idrak etme hem de bu idrakin sürekliliği, insanın insanlığının esası olan îmâna bağlıdır. Îmân olmayınca bütün iyilikler, güzellikler, fazîletler ya yalan veya süreksizdir. Dolayısıyla da değersizdir. bu arada imanı amelsiz, ameli de imansız düşünmek istenilen faydayı vermeyecektir.

 

 

Sevgili....
Ben Veysel’im Kenan ilinde hasretini soluyan
Hırkana bürünürüm karanlıkta kaybolduğumda
Dört taraftan vururlar beni
Vururlarda söyletemezler sensizliği
Sümeyye gibi develer ayırır bedenimi
Hamza’yım Ey Sevgili,
Uhud’dayım tam önündeyim
Vahşinin mızrağı deler geçer yüreğimi
Gelde okşa ne olur oyulmuş kalbimi
Hint değil hasretin acıtır onu
 
Gittin ya Gül Yüzlü Sevgili
Kırıldım gittiğinden beri
Kırıldıkça yandı canım
Çarmıha gerilen benim bedenim,
 benim ellerim, benim ayaklarım
Harami sofralarda sergilenen benim başım,
Beni bir ağaca kıstırdılar
Kör bir testereyle biçildim
Ve Ağladım, kurudu gözpınarlarım
Ağladım, hasretine türkü yaktım
Ağladım, gel diye Ey Sevgili…
 
Ey Sevgili… Kırıldı mı dişin
Dikenler acıttı mı ayaklarını
Deve işkembeleri kirletti mi elbiselerini?
Medine yolların da yoruldun mu?
Tarif’te taşlar kanattı mı gül yanağını?
Kırıldı mı kalbin bize, kırgın mısın Ey Sevgili?
Şimdi bir şarkı düşer dilimize
Bir Aşk iner yüreğimize
Bir al tutar elimizden
Bir af fermanı gelir ötelerden
Bir sen gelirsin, Bir sen gelirsin
Biz bin seviniriz; Sevgilim MUHAMMED diye
Sevgilim MUHAMMED diye
Meleklerle yarış ederiz;
 Sevgilim MUHAMMED diye
picture 

 Nur ve Gül

Rengi değişti alemlerin tek bir gecede Cihana rahmet yağdı, gül yağdı hep nur yağdı, En güzel sancısıyla bir yetimin evinde Mekke'den çıkan nurla kainat aydınlandı, Gül ve nur yolunu kaybetmiş divaneleriz Ondört asırdır gül kokuna hasret çekeriz.. Suyun azizliği, gülün güzelliği senden Senden, rahmet oluşu yağmurun üstümüze, Narı var, nuru yok güneşin, ne varsa senden Asrın zulumatından çıkar bizi gündüze, Şimdi, ikliminde yanıp tutuşma zamanı Şimdi, Allah’ın boyasıyla boyanma anı.. Su hayatlığını kazandı pazartesinden Hazan ve hüzün bitti, gül ve nur devrindeyiz, Gül ki; kokmuş yüreklere amberdir teninden Nur ki; said olmuş, husrev olmuş izindeyiz! ”Nar nuru yakmaz”, nur narı da içine aldı Nur; ateşe su, senden bize nurlu gül kaldı.. Gül; candır, nur; canan, ikisi de sendendir Canisi olduk gülistanında güllerinin, Ayın ondördü yüzünün nişanesidir Mavileri solmuş olsa da umut şehirlerinin.. 'Zaman ihtiyarladıkça Kur'an gençleşiyor' Güllere can, nurlara nur katanlar geliyor.. Seyyidi olamadık biz nefislerimizin Hep ser sefil dolaştık dünya zindanlarında, Nuru yok, feri de kalmadı gözlerimizin Gül ve Nur arıyoruz saadet saraylarında, Pazarda şahımız köle diye satıldı Arştan ferşe çıkan elimizde niyaz kaldı..
 
 
 

 

 

 
img106/9408/hereyeramenyoladevam4wn.gif
 
 
     
Medeniyet dediğin açmaksa bedeni ,desene yamyam senden daha Medeni    
   M.AKİF ERSOY   
 
 

 

KENDIMDEN KAÇIYORUM

 

 


Hani bir büyük sıkıntı anında kırılır ya, yüreğinizdeki bütün aynalar:Kırılırda hani, kırık aynalarda oynaşır ya hayalleriniz. Ümitleriniz tökezler de hani, tereddütlere düşersiniz ya kimi zaman:Çırpınırsınız...

Hani çırpınırken uzanacak bir dost eli ararsınız, fakat bulamazsınız bir türlü; ve kala kalırsınız ya hani dertlerinizle baş başa, kimsesiz, dostsuz...Ozaman bilin ki Allah kimsesizlerin kimsesidir... Bilin ki Allah dosttur: "Dost istersiniz Allah yeter!"

Hani en soluksuz deminizde hayallerinizin kıyısına çömelip başınız ellerinizin arasında sevginize ağıt yakarsınız ya...

Hani çözümsüzlüğe çaresizliğe tıkanır da uçan kuştan teselli arar hale gelirsiniz ya bazen...

Hani yıllarınızı verdiğiniz yerde soluksuz kalıp yıllara kurban olursunuz da bir türlü anlaşılamamanın hicranına düşersiniz ya...

Hani kuşlar şen çığlıklarla uçup geçerken üstünüzden bir Zümrüd-ü Anka olup onlarla birlikte uçmak istersiniz ya: Uçmak değil, kendinizden kaçmak...

Hani kendi garipliğinizden, yalnızlığınızdan kaçmak istedikçe yalnızlığınıza, garipliğinize saplanırsınız ya boylu boyunca...

YALNIZ DEĞİLSİNİZ:Herkesin ve her şeyin bittiği anlarda da Allah var!

Öyle bir an gelir ki, koca kainatın içinde ufalıp zerreleştiğinizi idrak edersiniz. Bir yanınızda acziniz, bir yanınızda za'fınız, bir yanınızda fakrınız ve dolu dolu çaresizliğinizle baş başa kalırsınız...

İşte o an insanca iradenin çözüldüğü ve insanoğlunun kendinde vehmettiği gücün ayaklarına dolaştığı andır: O an gerçekten kulluk anıdır.

İradeniz çözülüp kendinizde vehmettiğiniz güçler ayağınıza dolandıkça derin aczinizle birlikte kulluğunuzu idrak edip Külli İrade Sahibine yönelin.

ŞİMDİ VAKİT DUA VAKTİDİR: "Duanız olmasaydı ne ehemmiyetiniz olurdu" buyuran Yaratıcı'ya iltica vakti...

Bütün kapıların kapandığını sandığınız anda dua kapısı ardına kadar açılır önünüzde, çarelerin bittiği yerde dua tek çare olarak karşınıza çıkar...

Çözümsüzlüğe tıkanıp uyuyamadığınız uzun gecelerden bir gece kalkın. Şebnemlerin sabah meltemiyle kucaklaştığı bu hasret vaktinde rahmetin ve şefkatin tecellisini yatakta bekleyin tembelliğinizi sürüyerek dirilin...

Uykusuz geçirdiğiniz koca bir elem gecesinde hangi problemi çözdüğünüzü düşünün. Kendinizi hırpalamanın dışında neye yaramış ki kuruntularınız, dertlenmenizle neyi halletmişsiniz?

Vah zavallı ben! Kendimde bir güç ve kudret vehmettikçe kudretim aczime çarpıp tuz-buz oluyor. Eğer idrak edebilseydim varlık sebebimi, gerçekten anlayabilseydim Rabbim gemisinde bir yolcu olduğumu, sırtımda dünya yüküyle kendime işkence eder miydim?

İstesek de, istemesek de dünya dönüyor, güneş doğuyor, yağmur yağıyor, rüzgar esiyor, çiçek açıyor... İstesek de, istemesek de yaşlanıyoruz.

Bir saniye öncesi kaybımız, bir saniye sonrası ise meçhulümüz: Elimizde sadece yaşadığımız "an" var. Ne kadar çaresisiz!

Öyleyse bırakalım her şeye hükmeden versin hakkımızda en hayırlı hükmü.

Atın sırtınızdan dünya elemini, durun Allah'ın huzuruna; sonra diz çökün önüne, boyun bükün. Hükme tabi olup elemlerden kurtulmak varken, kendimizi hüküm mevkiinde sayıp rezil olmak niye? Üstelik takatımız yükümüzü taşımaya etmiyor.

Bin hamal gibi vehimlerimi ömür boyu taşımaktan bıktım; Artık Yaradan'a tümden teslim olup "kullukta varlık" aramak istiyorum.

"Ya rab! Çaresi bulunan şeyde acze, bulunmayan şeyde ye'se düşürme bizi..." diye de dua ediyorum.
Zaten hayat da uzun bir duadır!

(Yavuz Bahadıroğlu) 
 
 

 

 


osman

Image Hosted by ImageShack.us

Photo Sharing and Video Hosting at PhotobucketPhoto Sharing and Video Hosting at PhotobucketPhoto Sharing and Video Hosting at Photobucket 

 

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket

 

 

      seni seviyorum 

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket

 adı bende saklı

 

 


 

   SEVGİ NEYDİ?

SEVGİ; PAYLAŞMAK.,KARŞILIKSIZ SEVMEKTİR..BİR TEBESSÜM BİR TATLI SÖZDÜR....

 

SEVGİ; BİR YETİMİN BAŞINI OKŞAMAK,AKAN GÖZ YAŞLARINI ŞEFKATLE SİLMEKTİR...

 

SEVGİ; SIÇAK ÇÖLDE KANA KANA İÇİLEN BİR BARDAK SU,SUSUZLUKTAN ÇATLAYAN TOPRAĞA YAĞMURDUR...

 

SEVGİ; İKİ YÜREK ARASINDA AKAN BİR NEHİRDİR....GELDİĞİ YERİDE YIKAR..GİTTİĞİ YERİDE..

SEVGİ, HASRETTİR...SEVGİLİYE UZANAN YOLDUR....

 

SEVGİ;SEVMEYİ BİLMEKTİR.... 

 

ALLAH İÇİN BİRBİRLERİNİ SEVENLERE SELAM OLSUN....

 

 

 HOŞÇAKALI N ARKADAŞLAR....YENİDEN BULUŞMAK DİLEĞİ  İLE

ALLAH'A EMANET OLUN....

SEVGİLER…

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
 
   
June 12
artık sende bana ulaşamayacaksın...
 
Feb. 26
osman lütfen gelirmisin artık ben sana ulaşamıyorum ... Yasemin Y.
Jan. 30
Nov. 19
eda cadıwrote:
Nov. 18

 

||вαĹвôcέqî|| ® Canım Arkadaşım…Güzel bir gün geçirmen dileğiyle…Sevgi ve saygılarımla…  

||вαĹвôcέqî|| ® Canım Arkadaşım…Güzel bir gün geçirmen dileğiyle…Sevgi ve saygılarımla…

Nov. 18
hanife ucakwrote:
Nov. 4
A estrada do coração leva para caminhos incertos
Não me pergunte o que meu coração sente,
pois ele não sabe explicar
AMIGOS SAO IMPORTANTES NA VIDA

The road of the heart leads for uncertain ways
does not ask what my heart feels,
therefore it does not know to explain
FRIENDS ARE IMPORTANT IN LIFE
Oct. 24
hanife ucakwrote:
hayirli günler arkadasim
Oct. 19
hanife ucakwrote:
Photobucket
 
hayirli günler arkadasim
Oct. 16
hanife ucakwrote:
Oct. 14
selam ve dua ile  kardeşim...
Oct. 10
hanife ucakwrote:
Oct. 7
hanife ucakwrote:
Sept. 26
ahmed akwrote:



"Sevmek" dedim. "Yoluna ölmek" dedi. / "Yol" dedim. "Alip basini gitmek" dedi.


"Gitmek" dedim. Bir "Ahh" çekip, "Dostlardan ayrilmak" dedi.



"Dost" dedim. Durdu. Bana bakti. "Dost" diye mirildandi. "Yüregime nasil koysam bilemedigim" dedi.



"Yürek" dedim. "Dünyalari içine sigdiramadigim" dedi. / "Dünya" dedim. "Hayatin bir yüzü" dedi.



"Yüz" dedim. "Ardinda ne gizli bilemedigim" dedi. / "Giz" dedim. "Hep çözmeye çalistigim" dedi.



"Çalismak" dedim. "Bitmeyecek öykü" dedi. / "Öykü" dedim. "Binlercesini içimde gizliyorum" dedi.



"Gizlemek" dedim. "Iste, her seyin bitimi" dedi. / "Sey" dedim. "Sevda" dedi.



"Sevda" dedim. "Pesinden kostugum" dedi. / "Kosmak" dedim. "Hayat, bir maraton" dedi.



"Hayat" dedim. "Öyle kisa ki!" dedi. / "Niçin kisa?" dedim "Yasanacak çok sey var, zaman yok" dedi.



"Yasanmasi gereken ne var? " dedim "Ask" dedi. / "Kaç kere?" dedim. "Bin kere" dedi, "Milyon kere"



"Neden bir kere degil?" dedim "Tüm asklarin toplami, en yüce ve tek ask" dedi.



"Önce ona varsan olmaz mi?" dedim. "Keske olsa" dedi, "Ama önce yogrulmak gerek"


"Aci çekmek mi?" dedim. "Evet, ask acisinda yok olmak" dedi.


"Yok olunca!" dedim. "Iste gerçek askta o zaman yasamaya baslarsin" dedi.


"Gerçek ask!" dedim. "Büyük o!" dedi.


Durdum. Durdum. Ve sustum!

"Neden sustun?" dedi. "Yüregim titredi sanki" dedim. / "Neden?" dedi. "Bilmiyorum" dedim. "Büyük O!"


"Evet" dedi, "Büyük O!" "Nerede?" dedim. "Her yerde" dedi. / "Nasil?" dedim. "Yüregini aç" dedi.



"Yüregimi açmak!" dedim. "Bir tebessümle bak her seye" dedi. / "Tebessüm" dedim. "Her kapinin anahtari" dedi.

"Kapi" dedim. "Girmeden bilemezsin" dedi. / "Ya korku!" dedim. "Bilinmeyenden korkar insan" dedi.



"Ben bilmiyorum" dedim. "Neyi?" dedi. / "Ben''i" dedim. "Sen kimsin?" dedi.

"Ben kimim?" dedim. "Sevgiyle beslenensin" dedi.

"Kimin sevgisiyle?" dedim.


"Büyük O''nun" dedi.

"O kim" dedim. dedi.....

*** SUSKUNLUĞUMU EN GÜZEL DUA KIL YA RABB! ***

selam ve dua ile kardeşim

Aug. 21
Gülistan Aywrote:
 
Hasret Türküsü



Senden uzaklarda geçmiyor günler
Duygu hasret, gönül hasret, ben hasret.
Hasret ile yapılmakta düğünüm.
Sevdam hasret, yürek hasret, ten hasret.

Yar olur geceler, duygular düşte
Bana inat tüller her gün cümbüşte
Hayat denen şu karmaşık dövüşte
Durum hasret, gidiş hasret, hal hasret.

Gönül çetrefilli kızsan usanmaz
Kalemler kırılmaz yazsan usanmaz
Aldırış etmesen sussan usanmaz
Gönül hasret, yazı hasret, söz hasret.

selam ve dua ile kardeşim..
Aug. 6
ahmed akwrote:


babb35a6ffc3dcdda84dbb5xv6.jpg 

Bir inşirah ayeti kadar sana yönelmeye geldim…

İnşirâh…İnşirâh…İnşirâh…Hâra düştüm,dilime kan değdi yüreğime od.Dâra düştüm Ey Rab bana bir inşirah…Ah-u efgânımı bir dinleyiver, bu gece çok karanlık…katran karası olmuş göğsümü bir açıver…Daraldım…Bir bakıver..

“Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?”(inşirah/1)

Genişlettin ey yar! Dünyadan bunaldığım her vakit,yağmur yağmur yüreğime,damla damla gözlerime düştün.Semalarda yerim yok bilirim,arşlardan ta ki gönlüme düştün.Yaralar bedenimde yol çizerken adeta,tuz değil ,sen gönlüme tılsım sürdün.Dünya zemininde ayaklarım kayarken bir bilinmezliğe, tut n’olursun bırakma bilmediğim alemlere…Gece ve ben iki biçâre yine kapındayım.Soluklanmak istiyorum Ya Rab! Gece yeminli konuşmuyor benimle.Gece küskün bana, yalnız bıraktım onu gelirim diye.Gitmedim ona Ya Rab! Geceler bensiz geçti,seccadeler eşsiz,yıldızlar yoldaşsız kaydı.Geceye söz verdim gelirim diye,gitmedim.İhanetim var ona..Gece yeminli..Ben sana bugün yalnız geldim.Terkedilmiş sevdaların mekanından geliyorum.Yıllanmış sevgilerin koynundan.Ayrılıklardan geliyorum.Yalnızlıktan…Gönlümün tenhasından geliyorum.Gecenin günahlarımı örtmeyen mahremiyetinden geliyorum.Dünyanın arkamdan yırttığı gömleğimle.Kimsenin duymadığı ama kulağımı çınlatan aff sesleriyle geliyorum.Ademin utangaç bakışlarıyla,Nuh’un terk-i diyarıyla bir yunus affı edasıyla geliyorum.Daraldım Ya Rab! ‘kabul’ ümidinin ferahlığıyla geliyorum.Yüreğim üşüyor artık,mahşeri bir yalnızlıkla geliyorum.Aç Ya Rab n’olursun aç göğsümü tekrar bir köz değdir.İçimin vahalarından kurtar beni.İnşirah inşirah inşirah…ayet ayet genişlet beni.

“Yükünü senden alıp atmadık mı? O senin belini büken yükü .”(inşirah/2)

Attın ey yar! Ben bilemedim yükümün azaldığını ama sen hafiflettin beni.Dünyanın omuzlarıma yüklediği bu ağırlık, yüzümü yere düşürmeye başlamışken,bu yükü benden alarak belimi sen doğrulttun.Rükuya eğilen bir beden senin karşında yüce makama erdi.Secdeye değen baş,merhametinle sana erdi.Oysa ben bilemedim.Kirlenmiş yüreğimle,sözlerimi dünyaya aşina ettim kapıldım bu misafirhanenin işvesine.Şimdi temaşa bile edemiyorum masivayı.Aydınlanmıyor gözlerim,yeşermiyor kırık düşlerim.Yoksa Ey Rab ben,sen olan benliğimi çoktan mı tükettim…Züleyha kadar günahkarım,Yusuf kadar masum olmak isterdim oysa ama ben düştüğüm zindanda ezilecek kadar günah topladım.yüküm ağır…Tüm zerrelerim affına sığındı…Mecalsizim,hissizim,bir o kadar da cahilim…Al yükümü Ya Rab n’olursun al belimi büken bu yükü tekrar hafiflet beni.Doğrult ki beni,yüzüm sana dönebileyim.Elimi sana açabileyim.İnşirah inşirah inşirah…ayet ayet doğrult beni.

“Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi?”(inşirah/4)

Yücelttin ey yar! En şerefli varlık olarak açtım dünyaya gözlerimi.Mahlukata halife eyledin.İns-an makamında ruhuma can verdin..verdin de ben kıymetimi bilemedim.Aklımı sürgün ettim mantığın hiç uğramadığı yalancı uğraşlara.Her mevsim yağmur yağarken ruhuma,nadasa bıraktım kurak gönlümü.Her insan ektiği biçer değil mi Ya Rab! Günah ektiğim bahçelerde kara güller büyüdü,kokusuz renksiz.Işığım bir mumun aydınlandığı kadar,verdiğim bir aldığım kadar fakat ben olamadım bir senin bana biçtiğin değer kadar.biraz mağrur,biraz bizâr,biraz da kendimi şekva ile geldim.Değersizliğimi bilerek,mecruh bir hal ile geldim işte…Sen şanımı yüceltirken,ben bir o kadar acziyetimle,nasır tutmuş ayaklarımla,kör olmuş gözlerimle,karalanmış hanemle geldim.Kalbimi avcuma sıkıştırarak,rengini kimse görmesin diye saklayarak getirdim.Amansızım,dermansızım,fermansızım.N’olurs un Ya Rab yeniden yücelt beni gönül gözümden geçir beni.Gözyaşına gark eyle beni eyle ki insan bileyim kendimi.İnşirah inşirah inrişah ayet ayet yücelt beni.

“Yalnız Rabbine yönel.”

Hayatın koylarından çıkıp senin limanına yöneldim Yar Rab!Sen ki sana gelmeyene dahi lütfederken,bilirim geri çevirmezsin beni kapından.Nihayetsiz acziyetimle,dünyevi arzuların kıvrımlarından,yokuşlu yollarından,ben kendimden geçerek sana geldim bu gece.’kün’ diyerek eyleyiverirsin diye bir ferman,ben ahvalimi dökerek sana geldim Ya Rab!.Benim sana anlatmaya halimi kelama ne hacet,sen beni bilirsin benim halim zaten aşikâr.Kurtar n’olursun bitsin artık bu esaret! Nefsanîyetin haysiyetini huzurda kırmaya geldim.Bakıp görmeyen gözlerimi sende açmaya,atıp yanmayan kalbimi sende yakmaya,her boşluğa sayan ama her daim seni anmayan dilimi konuşturmaya,sana muhtaçlığın şerefini başıma taç etmeye geldim.Sevdası her şeyden âlâ n’olursun aç yüreğimi ben senden bir inşirah istemeye geldim…İnşirah inşirah inşirah ayet ayet ferahlamaya geldim.N’ola ahh n’ola Ya Rab , ben sende kalmaya geldim.Bir inşirah ayeti kadar sana yönelmeye geldim…



hayırlı cumalar selam ve dua ile

June 26
hanife ucakwrote:
June 13
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna
;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...


selam ve dua ile kardeşim...hayırlı akşamların olsun...
June 6
May 23


Öğüt vermek, ilim servetinin zekâtıdır. Serveti olmayan nereden zekâtı versin? Eğri ağacın doğru gölgesini gören var mıdır?

Yüceler yücesi Rabbimiz, İsa Aleyhisselam'a:

"Önce kendine öğüt ver. Şayet kendin öğüt kabul edersen, insanlara da öğüt kabul ettirebilirsin. Aksi takdirde benden utan!" diye vahyetmiş.

Bir peygambere hitap bu iken, ben kim oluyorum?

Ya güzeller güzeli Efendimiz ne buyurmuştu:

"Ben size konuşan ve susan iki vaiz bırakıyorum: Konuşan vaiz Kur'an, susan vaiz ölümdür!"

İşte ben önce bu sözleri nefsime tatbik etmeye çalıştım.

Nefsim fikrimi kabul etti ama yapmaya gelince, ayak diretti. Bir sürü bahane sürdü önüme, ben de ısrarla dedim ki:

–Sen Kur'an'ın konuşan vaiz olduğunu, kıyamete kadar hükmü sürecek ilahi bir yol gösterici olduğunu kabul etmiyor musun?

Kısık bir sesle onayladı:

–Evet, kabul ediyorum, dedi.

–Öyleyse içinde geçen şu ayeti iyi dinlemelisin:

"Dünya hayatını ve onun ihtişamını isteyenlere, oradaki çalışmalarının karşılığı olarak tastamam veririz. Onlar bu konuda hiçbir haksızlığa maruz kalmazlar. Dünyada yaptıklarının hepsi boşa gidecek, işledikleri her şey heba olacaktır"

Şimdi ey nefsim! Ölümden sonra seni terk edecek olanlara hâlâ iştahla sarılmaya, onlar için kendini harcamaya devam edecek misin?

Nefsim sesini çıkarmadı. Bundan bana hak verdiğini ama uygulamaya yaklaşmadığını hissettim. Her şeye rağmen gençliğin verdiği bir enaniyetle ahireti uzak görüyor, dünyaya sevimli bakıyordu. Baktım etkili olmayacak, bu kez Peygamber Efendimizin haber verdiği susan vaizi örnek verdim:

Cenabı Hak Kur'an–ı Kerim'de:

"O kaçıp durduğunuz ölüm muhakkak ki size ulaşacak, sonra da gizli aşikâr her şeyi bilen ALLAH'a döndürüleceksiniz! O size yaptığınız amelleribildirecek." buyurmuştur.

–Bak dedim, peşin gördüğün şu dünya seni nasıl kendine çekiyor. Peki ölüm ansızın gelip seni yakaladığında, ne yapacaksın?

O vakit, Cenabı Hakk'ın:

"Ne dersin, o inkârcıları yıllarca refah içinde yaşatsak da sonra tehdit edile geldikleri ölüm gelip çatıverse, o yaşadıkları yıllar onları kurtarabilir mi?"ayetinde haber verdiği kimselerden olmayacak mısın?

Bunları duyduktan sonra yine dünyaya sarılmaya devam mı edeceksin? Paranın geçmediği, torpilin sökmediği, dünyevi makam ve mevkinin işe yaramadığı o büyük günde, büyük Hâkim huzurunda hesap vermeye hazır mısın?
Oysa akıllı insan, ölümü kuşanmadan önce dünyaya veda eder ki, ayrılınca perişan olmasın.

Nefsim bu sözleri kabul etti etmesine de, dilinin ucuyla…

Gönlünün hâlâ dünya arzusuyla dolu olduğunu görünce, hayretimi gizleyemedim.
Kur'an'ın mesajlarını duyduğu, ölümü gördüğü, ahirete inandığı halde onun azgınlığından, dünyaya olan meylinden vazgeçmeyişini anlayamadım.
Uzun uzun araştırdım ve sonun da gördüm ki, onu bu kadar vurdumduymaz, bencil yapan, etkilendirmeyen yegâne sebebin ölümü kendinden uzak görmesidir.

Ölümü yakın gördüğü zaman, her yerde karşısına çıkabileceğine, yaş sınırı tanımadığına tam iman ettiğinde, hakiki mümin olmak için gayret edeceğine karar verdim. Şimdi bu duyguyu nefsime tattırmak için çalışıyorum.

Biricik Efendimizin:

"Hayata veda edenin namazı gibi namaz kıl." tavsiyesini hayatıma uygulamayı çok arzu ederek...

ALLAH'ım nefsimi yola getirecek güç lütfeylesin. Bana da diyen herkesle birlikte, İslamı gerçek manada yaşayanlardan etsin. Şu hadis–i şerifteki müjdeye hep birlikte nail olmak duasıyla…

"Akıllı kimse, kendini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışıp hazırlanan kimsedir....
May 14
Gülüme Gül Ol Götür Gülüm Ol Rasulüme Götür Beni..
May 13
May 11
May 10

Soru yumagı beynimde harç olurken,
Bir tokat düşüyor enseme
Kamer suresinin 17. ayeti doluyor gözlerime
Zira Rabbı Rahim o ayette
"Kuşkusuz biz Kur'an_ı da ögüt için kolaylaştırdık.Ögüt alan var mı?"diyor.
Kella diyorum acziyetimle
Ve aglamaya başlıyorum
Ilık ılık gözyaşlarım dudaklarımı ıslatıp,agzıma düşüyor.
Çaresizligin girdabında degilim.
Cehaletin mengenesine atmışım kendimi.
İntiharlıgı seçmişim dünyalık için,
Ahiretim için intihar etmişim.
Oysa Üstad'ın
"Tel tel ve iplik iplik dikselerde agzımı
Tek ses duyarlar yoklayanlar nabzımı"
Şiirini okumuş ve yönümü çizmiştim.
Önce
Estagfirullahel azim ve etubu ileyh
diyecektim. Lailaheillallah la devam edecektim.Sonra
Allahümme Salli Ala Seyyidina Muhammed
Ve cennette her tesbihimde agaç olacak olan;
"Subhanallahi velhamdulillahi vela ilahe illallahu vellahü ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim"
söyleyecektim.
İşte yeniden şahlanıyor imanım;
Ve yine tevbe için açıyorum ellerimi:
Ya Rabbi!
Tüm günahkarlıgımla ve acziyetimle yineden kapını çaldım.
Anladımki Sen'den başka gidecek yerim yok.
Anladımki Sen'den başka beni affedecek yok.
Okudumki Sen affeden ve affetmeyi sevensin.
Okudumki Sen üzerine Rahmeti yazmışsın.
Okudumki Sen'i sevenleri Sen de seversin.
En sevgili Sen'i bilip kapına geldim.
Şüphesizki Rahmetini diliyor umud ediyorum.
Şayet beni cezalandıracak olursan
Adaletinle muamele etmiş olursun.
Yok eger onca günahlarıma, kusurlarıma ve isyanlarıma ragmen o hududu olmayan Rahmet ve Merhametinle muamelede bulunur ve affedersen O da Sen'in fazlın olur.
Sen'in fazlın bizim hayal sınırlarımızı aşacak kadar büyüktür...
Ey Rabbim
Bizi haybet ve hüsrana ugratma..

 

alıntı

Aminnn 

cumanız mübarek olsun

May 9

Windows Media Player

Sandbox

Loading...
Photo 1 of 19