osman's profileOSMAN PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
OSMANMeVLaNa
TEMBELLİGE VE MAZERETE SON Halkımız arasında meşhur bir söz vardır. Derler ki: “İsteyen bir yol bulur, istemeyen de mazeret bulur.” Bu söz, günümüzdeki Müslümanların bir bölümüne şıp diye oturuyor. İnsanlar yapmaları gereken şeyleri “azgın nefis”in telkin ve teşvikleriyle yapmadıklarından dolayı kendilerini temize çıkarabilmek için mazeretler uyduruyorlar. Uydurdukları mazeretleriyle kendi sığınakları oluşturuyorlar. Halbuki bu tür davranış içerisine girenler ancak bilerek ya da bilmiyerek kendi kendilerini aldatıyorlar. “Günahları”nı, “tembellikleri”ni, “ihmalkârlıkları”nı, “vesveseleri”ni mazeret kılıfıyla örtmeye çalışanların “zerre miktarı hayır ve şerrin hesabının görülecegi” günde imtihanı kaybetmesinden endişe ediyoruz. Günümüzün tembellik ve mazeret içerisinde bocalanan bazı meselelere bakalım, Hangi konularda tembellik yapıyoruz ? * 1.) Allaha kulluk noktasındaki tembellik en tehlikeli olanıdır. Bilindigi gibi tembel insanlar zamanında yapacakları işi devamlı ertelerler. Namaz kılınması lâzım: Yarın kılarım derler yarınlar bir türlü gelmez. Ramazanda Oruç tutması gereklidir: Bin türlü mazeret hazırlar. Zengin sınıfında ise Zekat vermesi icabeder: Hep bir sonraki sene toptan veririm der ama miktar arttıkça ertelenen sene sayısı da artar. Bu ve buna benzer İtikat,İbadet,Muamelat, ve her türlü dini noktalarda Allaha kullugunu erteleyen Müslüman öyle bir zamana rastlarki; Ecelin ertelenmedigi vakit gelmiştir. Hayıflanmak, üzülmek, esef etmek te artık çare degildir. Aklımızı başımıza alalım ve her âmelimizi zamanında yapmaya ğayret edelim. Çünkü yaşadıgımız hayatın yedegi yok. Ahirette de kandırılacak, aldatılacak, mazeret dinliyecek birilerini bulamayacagız. 2.) Kitabımız Kur’ân’ı Kerime yeterli derecede vakıf olmaktan uzagız. Kuranı anlamıyoruz, İşin garip olan tarafı anlamaya da çalışmıyoruz. Hep birileri okusun, birileri anlatsın lâkin biz yüzünden dahi okuyamayalım. Eger böyleysek acınacak durumdayız demektir ve en kısa zamanda Kurana hizmet yönünde önce kendimiz kitabımıza sarılacagız, sonra eşimize ve çocuklarımıza Kuran sevgisini aşılıyacagız. Çevre çevre Kuran halkasını genişletecegiz. Kuranın hizmetçisi olacagız. Çünkü Peygamber efendimiz mealen buyuruyorki: ** sizin en hayırlılarınız Kuranı ögrenen ve ögretenlerinizdir.** Müslümanlar için çok önemli olan bu müjdeli habere sımsıkı sarılacagız. İnanıyoruzki; Kurtuluş sadece Kuranda ve İslamdadır... 3.) Müslümanlar Kur’ân’ın sınırlarını çizdiği helâl-haram hudutlarını kesinlikle ihlâl edemezler. Yalnız bu hudutları tayin etmek te İlim ile olur. Onun için Kitabımızı çok okuyacagız. Anlayana, kavrayana kadar ondan kopmayacagız. Zorda kaldıgımız her an ona sarılacagız, Edebimiz, âhlakımız, Yaşantımız, velhasıl her adım atışımız kitabımıza uygun olacak. Kuranı anlamaya götürücü bütün ilimlerden faydalanacagız. Tefsir, Hadis, Akait, Fıkıh, Kelâm, İnsanlık ve İslam tarihi gibi ilimleri okuyup ögrenmeye ğayret edecegiz. Bu yolda bütün imkanlarımızı harekete geçirecegiz. Kuran ögrenimi ve ögretimi ile geçen zamanımız bilelimki; Vakitlerin en güzeli olacaktır. Kitabımızı ögrenemezsek nasıl yaşayacagız ? Sahabe önce 10.Ayet ögreniyordu. Sonra ögrendiklerini yaşıyor, hayatına tatbik ediyordu, sonra bir 10. Ayet daha ögteniyor ezberliyor böyle böyle İlim – Âmel bütünlügünü yaşamada bizlere örnek oluyorlardı Allah (cc) onlardan razı olsun. *4.) İlim tahsili konusundaki vurdumduymazlığımız ne yazıkki günden güne artmaktadır. Bu konu daha iyi anlaşılır ümidiyle AMARAT tan misal verelim. Daha çok degil otuz kırk sene önce yüzlerce Kuran Hafızı vardı ve bu insanlar bildiklerini ilimleri ölçüsünde çevre köylerle, kentlerle paylaşıyorlardı. Yaşı 45-50. nin üzerinde olanlar çok iyi bilirler, gençlerde Ana-babalarından, büyüklerinden konuyu araştırabilirler. Peki ne olduda Kuran Hafızlıgından koptuk ? Neden şimdilerde İlim adamı yetiştiremiyoruz ? Ne olur artık dünyamızı mamur hâle getirmeyi, dünya malına canla başla sarılmayı birazcık erteleyelim birazda Dinimiz için ğayret sarf edelim. İnanıyoruzki; Dinimiz düzelirse hem dünyamız, hemde Ahiretimiz nurlanacaktır. Şükürler olsun çogumuzun hali vakti yerinde, imkanlarımız çok geniş. Alahın dinine sarılmayı ertelemeyelim. Artık tembellik ve mazeret zamanı geçti diyelim ve Dinimizi saglam kaynaklardan ögrenelim ve Hayırlı âmellerle hem dünyamızı hem Âhiretimizi kurtaralım... * 5.) Müslümanların İnsanlıga faydalı olacak faaliyetlere koşması zaruridir. Bu tür sosyal faaliyetlerden kişinin kaçması kendi kendinden kaçması, kendi kendisini aldatması demektir. Müslümanlar artık kendilerini ciddiye almalarının vaktinin geldigini hesap etmelidirler. Akıl baliğ yaşını idrak etmiş olanlardan itibaren kimse kendisini geri planda göremez. Yaşı ilerleyenler * Artık yeşeripte bostanmı olacagım * düşüncesiyle kendilerini bu hizmetin dışına çıkaramazlar. Bu din kadını, erkeği, yaşlısı , genci, Fakiri, zenginiyle yaşanmak için Rabbimiz tarafından Peygamber efendimiz (sav) aracılıgıyla bizlere ulaştırılmıştır. 1400. Küsur senelik geniş bir İlmi birikim bizlere kadar taşınmıştır. Bizlere sadece İhlasla,İslam dinine sarılmak kalıyor Tekrar ediyoruz Tembellige ve Mazerete geçit yok diyecegiz. Arif Nihat Asya ne diyor şiirinde: * Hâla ne diye oyunda oynaştasın. Fatihin İstanbulu fethettigi yaştasın.* Evet kendimizi ciddiye alalım. Biz ciddiye almazsak hiç kimse bizi adam yerine koymaz. Yaratılmışların en şereflisi oldugumuzu bilelim ve buna lâyık olalım... 6.) Şeytanın en büyük ugraşı bütün insanlıgı yoldan çıkartmak için çalışmak ve bu ugurda Kıyamete kadar ğayret göstermektir. Aman Şeytana ve şeytanın uşaklarına fırsat vermeyelim. Şeytan Haramları, günahları, Dinimizin çirkin buldugu bütün âmelleri allayıp pullayıp yandaşlarına güzel gösterecektir. Haramların kapısını sonuna kadar açacak Zinacıyı, içkiciyi, kumarcıyı, yalancıyı, iftiracıyı, hasta ve illetli beyinlilerin hepsini geçici olarak koruma altına alacak, onların dostu gibi görünecek, Vesvesesi ile muhatabını sapıklıga sürükleyincede zevk ten dört köşe olacak, İnananların kalbine şirk tohumlarını atmak için asker sayısını sürekli artıracak, İsyan bayragının Kıyamete kadar taşıyıcılıgını üstlenecektir. Aman şeytanın hilesine, desisesine, aldatmalarına kapılmayalım. Uyanık olalım. Kış uykusuna yatmış olanları da uyandırmaya ğayret edelim. Ömrümüzün geri kalan kısmını Allaha ve Peygamberine (sav) baglılıkla geçirelim. Unutmayalım: Şeytan bizim günahlardan tevbe etmemizi istemez. Şeytan bizim Hidayete, kurtuluşa kavuşmamızı istemez. Şeytan bizim Allaha sıgınmamızdan hoşnut olmaz. Şeytan bizim Namaz kılmamızı , SECDE etmemizi istemez. Müslümanlar günah işledikten sonra, Pişmanlık duyup tevbe kapısına yapışınca o kusur ve günahlarından kurtulacakken, Güzel niyetleriyle iblisi çatlatması gerekirken Hâla tembellik ve Mazeret hastalıgını gündemde tutarak hayatını sürdürüyorsa o insanın alçalışı ve düşüşü hızlanır Allah korusun * ESFELİ SAFİLİNE * Yani aşagıların aşagıların aşagısına yuvarlanır. İnsanlık şerefini ayaklar altına alır ve Hayvanlardan daha aşagı derecelere iner. Akıl nimetinin bize tanıdıgı güzellikle diyoruzki Allaha ve onun Rasülüne (sav) İtaat etmekle Şeytanı, lanetli iblisi çıldırtalım. Allahın gazabına ugramaktan korunalım. Samimiyetle ve sadakatla dinimize baglanalım, sarılalım. Mazeret kulpuna sarılıp oradan ayrılmamak bir hastalıktır. Peki, bu halden kurtulmanın çaresi nedir? Ne yapmalıyız ki, nefsimizin esiri olmaktan kurtulup kusurlarımızı kabul edip islah yolunda ciddi adımlar atmak gibi bir yola girebilelim? Hakkı hak bilip Hakkı kabul edecek, batılı batıl bilip, batıldan şiddetle kaçınacak bir şuur kazanabilelim? Bunun için ilk yapılacak şey samimi olmaktır. İkincisi, kişinin kusurunu anlaması ve bu kusurdan dolayı yaptıklarından pişman olmasıdır. Bunlar temizlenmenin rıza makamına ermenin ilk basamağıdır. Bundan sonra, bu noktaya gelen kula istiâze (şeytandan ve her türlü şerlerden Allah’a sığınmak) ve istiğfar (tevbe etmek) kapılarına ihlâsla ve bir daha şeytana dönmemek üzere yönelmek gerekir... Dahası var: Bundan böyle ibadette devamlı olmak, günahta ısrarcı olmamak, sıkıntı ve musibetlerde “sabır” ve “takva” elbisesine bürünmek icab eder... Artık nefsin elinden “mazeret uydurma” yetkisi alınmıştır. Bu yetkinin alınmasıyla insan necat ( Yani kurtuluş) yolunu bulmuş demektir. Niyetlerimiz samimi olsun. İyilikler içinde olmaya kesin tavırlarla yönelelim. Günahlarımız için mazeretler uydurmaya yeltenmeyelim. İmanda sebat edelim. İbadetlerimizde sadakatimizi gösterelim. Allah (CC) kendisine kullukta samimi olanları daima yüceltir. Şeytanın en önemli hedefi insanların doğru yoldan sapmalarını sağlamaktır. Bu amacını gerçekleştirmek için her türlü yöntemi deneyen şeytan, insanlara sağlarından, sollarından, önlerinden ve arkalarından yaklaşır. İrade kullanmayan bir kişi şeytanın çağrılarına kolaylıkla kapılıp, onun istediği şekilde hareket eder. Buna karşın Allah'a teslim olan iman sahipleri şiddetli Allah korkularından dolayı Rabbimizin razı olacağını tavırları göstermede irade gösterirler. Dinden uzak yaşayan toplumlar üzerinde şeytanın tembellik telkini çok şiddetlidir. Çünkü tembellik insanı İslam’ın getirdiği güzel ahlâktan uzaklaştırır. Eğer düşüncede ve iradede şiddetli bir tembellik varsa, o anda bu kişinin dinin gereklerini hakkıyla yaşaması mümkün olmaz. İnsanların çok büyük bir kısmı tembelliğin ne olduğunu tam olarak kavramazlar. Tembelliği daha çok, emekli olmuş, hiçbir işte çalışmayan insanların özelliği olarak düşünürler. Oysa tembellik sadece hiç hareket etmeyen, çalışmayı sevmeyen, dolayısıyla sürekli olarak yan gelip yatan bir insan modeli değildir. Şeytan bu tür bir tembellikle de insanları yönlendirmeye çalışmaktadır. Ama asıl önemli olan fikir tembelliği, yani düşünmemektir. Çünkü eğer insan iradesini hiç kullanmaz ve şeytanın bu etkisine kapılarak düşünmekten kaçarsa o zaman anlayıştan yoksun, apaçık olan gerçekleri göremeyen, düşünmesi gerekenler detaylıca anlatılsa bile bunları kavrayamayan bir insan haline gelmektedir. Kur’an’da bu anlayışsız insanlara ve özellikle çok sayıda olmalarına pek çok ayet ile dikkat çekilmiştir. *** Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı dönmezler. (Bakara Suresi, 18) *** Dediler ki: ***"Bizim kalplerimiz örtülüdür." Hayır; Allah, inkarlarından dolayı onları lanetlemiştir. Bundan dolayı pek azı iman eder. (Bakara Suresi,88)*** ***Peki, sana Rabbinden indirilenin gerçekten hak olduğunu bilen kişi, o görmeyen (a'ma) gibi midir? Ancak temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünebilirler. (13 Suresi. 19)*** Allahım bizleri hakkı hak bilip hakka baglanan, Batılı batıl bilip batıldan kaçınan ve korunan kulların zümresine dahil eyle. İNLERKEN NAR-I KALBİM
En Sevgiliye..
KENDIMDEN KAÇIYORUM
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|